Zoonoz Hastalıklar

Zoonoz Hastalıklar

Zoonoz hastalıklar:Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar

Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklara dikkat!

 

Serbest veteriner hekim Cengiz Torun, evcil olanları başta olmak üzere çeşitli yollarla hayvanlardan insanlara bulaşan 200 kadar hastalık bulunduğunu bildirdi.

 

 

Bu hastalıkların en yaygınının paraziter hastalıklar olduğunu belirten Torun, bunların beyin, akciğer, karaciğer ve omurilik gibi hayati organlarda kistler oluşturmak suretiyle ölümlere yol açabildiğini ifade etti. Hayvanlarla temasta çok dikkat edilmesi gereğine işaret eden Torun, mümkünse aynı ortamın paylaşılmaması konusunda vatandaşları uyardı. Torun, "Kedi, köpek ve benzeri evcil hayvanları ev içinde beslemek doğru bir tercih değildir. Çok arzu edilirse sağlık kontrollerinin ve aşılarının düzenli yapılması ve çok temiz tutulması gerekir. Hastalıklı et veya kemik parçaları hayvanlara verilmemelidir. Hayvanlarla temastan kaçınmak en iyisidir. Sebze ve meyveler ise çok iyi yıkayarak tüketilmelidir" dedi.

 

Yine yaz aylarında arttığını belirttiği Brusella hastalığı konusunda da çok dikkatli olunması çağrısında bulunan Veteriner Hekim Cengiz Torun, \\\"Keçi, koyun, sığır ve manda gibi hayvanların hepsinden geçebilen bu hastalık çok tehlikelidir. Hayvanlardan insanlara en yaygın geçen bir özelliğe sahiptir. Halk arasındaki adıyla \\\'Malta Humması\\\', hastalıklı hayvanlarla temastan, süt ve süt ürünlerinden geçebilir. Yüksek ateş, eklemlerde şiddetli ağrı, halsizlik gibi belirtilerle ortaya çıkan ve erken tedavi olmazsa bazen ölümlere yol açabilen bu hastalık, taze peynir tüketenleri daha çok risk altına almaktadır. Uygun şartlarda pastörize edilen süt ve süt ürünlerinde bulunmayan hastalık mikrobunun, iyi kaynatılmamış süt ile aynı şartlarda hazırlanan taze peynirlerde bulunması yüksek ihtimaldir. Eğer taze peynir hazırlanacaksa, sütü ya çok iyi kaynatılmalı yada en az 6 ay tuzda bekletildikten sonra tüketilmeli\\\" şeklinde konuştu.

 

30.06.2004

 

Kaynak : İHA

 

 

ZOONOZ HASTALIKLAR

 

 

        İnsanlardan hayvanlara hayvanlardan insanlara geçe bilen hastalıklara zoonoz hastalıklar denir. Günümüzde insan ve hayvanları ilgilendiren 200 kadar zoonoz hastalık bildirilmiştir. Zoonoz hastalıkların  halk sağlığına olumsuz etkileri yanında, hayvan verim kayıpları ve ölümleri nedeni ile ekonomik kayıplara neden olmaktadır.  Zoonozların bulaşması 2 gurupta belirtilir. 

1- Zooantroponozlar :   Çeşitli hayvan ve hayvansal ürünler insanlar için bulaşma kaynağı oluşturur örneğin salmonella , brucella hastalığı.

2- Antropozoonozlar :  Hastalığın bulaşma kaynağı insanlardır ve hayvanlara bulaştırırlar. Örneğin insan tenyasının larvaları sığırlarda cisticerkozis neden olurlar. 

        Yaşadığımız dünyada hayvanlarla  olan direk  temas ve hayvansal gıdaların tüketilmesi nedeni ile zoonoz hastalıklara yakalanmak her zaman mümkündür.  Ancak  gerekli tedbirler alındığında hastalanma riski en aza indirilir.  Bu tedbirlerden bazılarını sıralayacak olursak :

1- Kaçak kesim olduğu bilinen etlerin tüketilmemesi.

2- Evcil kedi ve köpeklere çiğ sakatat ve çiğ et verilmemesi.

3- Hayvan elerinin temiz iyi muhafaza edilmiş ve görünümü güzel etlerden alınması.

4- Çiğ et tüketimi olmamalı.

5- Süt ve süt mamullerinin tüketiminde çiğ kullanma olmamalı, pastörüzasyonu olmadan tüketime müsaade edilmemeli.

6- Hayvanlarla direk temas olduğunda temizlik ve dezenfeksiyona önem verilmeli.

7- Evlerimizde kedi- köpek besleme durumu varsa yılda en az Veteriner kontrolünden geçirilmeli.

 

ZOONOZ HASTALIKLAR

*Brusellozis

 

*Anhrak (Şarbon)

 

*Tenyalar

 

*Trichinosis

 

*B.C.E. (Deli Dana Hastalığı)

 

*Kisthidatik

 

*Kuduz Hastalığı

 

*Leptosipirozis

 

*Ruam

 

*Şap

 

*Tüberkülozis(Verem)

 

*Toksoplazmozis

 

*Listeriozis

 

*Mastitis

 

*Kene Sıtması Hastalığı (Theileriosis)  

 

 

 

BRUCELLOZİS 

 

İnsanlarda mal hastalığı veya mal tohumlaması olarak bilinen çok tehlikeli bir zoonozdur. 

B. Aportus  Bovis  :   Sığırlarda 

B. Melitensis          :   Koyunlarda

B. Suis                   :   Domuzlarda  görülür.  Her üç etkende  insanlarda  hastalık oluşturur. İnsanlar için en potojen olanı B. Melitensisdir. Koyun ve keçi yetiştirenlerden bu hastalık sık görülür. Veterinerlerde risk altındadır. 

Brucella hastalığı dünyada yaygın    olarak görülür.

BRUSELLOZİS NEDİR :

 

Brucella gurubu bakterilerin oluşturduğu, bulaşıcı, enfeksiyöz bir hastalıktır. Özellikle sığır, koyun, keçi ve domuz gibi evcil hayvanlarda yavru atmaya neden olan ve aynı zamanda hayvanlardan insanlara bulaşan( Zoonozis ) , ekonomik yönden zarar verici ve halk sağlığı yönünden önem taşıyan bir hastalıktır. 

Bu hastalık insanlarda dalgalı humma , Bang hastalığı , malta humması ve Akdeniz  humması olarak ta  bilinmektedir.

 

BRUSELLOZİS NEDEN ÖNEMLİDİR.

 

        Hayvanlarda neden olduğu yavru kaybı, süt veriminde azalma, damızlık değeri kaybı, kısırlık gibi zararlar dikkate alındığında evcil hayvanların önemli bir hastalıklardan bir olarak kabul edilir. Hayvansal protein kaynaklarına olan olumsuz etkisi, hayvan ve hayvansal ürünlerin ticaretine engel teşkil etmesi ve hayvan yetiştiricilerinin sosyo- ekonomik  gelişmesini engellemesi gibi zararlıları görülmektedir.  Ayrıca insan sağlığı açısından taşıdığı risk hastalığın önemi daha artmaktadır. İnsanlarda uzun süren bir hastalığı sebep olan Brucellozis fizik yetersizliği ve işgücü  kaybına neden olurken, tedavi ve hastane giderleri de önemli bir ekonomik kayba neden olmaktadır.

 

BRUSELLOZİS HASTALIĞININ DÜNYADAKİ YAYGINLIĞI.

 

        Brusellozis Birleşmiş  Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı ( FAO) , Dünya Sağlık Örgütü (WHO)  ve Uluslararası Salgın Hastalıklar Ofisi ( OIE) tarafından dünyada en yaygın Zoonozis olarak kabul edilmektedir. 

Kuzey Avrupa, Kuzey Amerika Ülkeleri, Avustralya ve Yeni Zelanda da yıllar süren yoğun çabalarla Brusellozis büyük ölçüde eradike  edilmiştir. Buna karşı bazı Güney Avrupa Ülkelerinde, özellikle Akdeniz Bölgesi Ortadoğu Batı Asyanın gelişmekte olan ülkelerinde  Hint Yarımadası , Afrika, Orta ve Güney Amerika’nın bir kısmının da  insan ve hayvanlarda yaygınlığını sürdürmektedir. 

        Akdeniz ve Ortadoğu Ülkelerinde yıllık Brusellozis insidensi her 100.000  kişide  1-78 vaka arasında değişir. Ancak hastalığın yaygın olduğu ve hayvanlarda kontrol programları uygulanmayan bölgelerde 550 nin üzerinde vaka bildirilmiştir. İnsan Brusellozisi bir çok ülkede ihbarı mecburi olmasına rağmen , resmi makamlar gerçek enfekte insan sayısını yansıtmamaktadır.  Hastalığın bildirilenden 10-25 kat daha fazla olduğu tahmin edilmektedir.  Bunun başlıca nedeni vakaların çoğunlukla doğru teşhis edilmemesidir.

 

ÜLKEMİZDEKİ  HASTALIĞIN YAYĞINLIĞI

 

        Brusellozis ülkemizde hem hayvanlarda hem de insanlarda  ihbarı mecbur bir hastalıktır. Bakanlığımızın 1998-1999 yıllarında 79 ilden  toplam 13458 adet sığır kan serumu ve 30433 adet koyun kan serumu incelenmesi sonucu sığırlarda % 1.43 koyunlarda % 1.97 olarak hastalık tespit edilmiştir.  Yapılan çalışmalar sonucunda  hayvan hareketlerinin fazla olmadığı ve atık vakalarının nadir olduğu Orta ve Doğu Karadeniz  sahil şeridindeki iller dışında , ülke genelinde hastalığın yaygın olduğunu göstermektedir.

 

HASTALIĞIN ETKENLERİ NELERDİR.

 

        6 türü bulunan Brusella grubu  mikroorganizmalardan Brusella Melitensis , Brucella Abortus ve Brucella Suis halk sağlığı yönünden büyük önem taşır. 

B. Melitensis, başlıca koyun ve keçileri etkilemekle birlikte sığır ve köpeklerde enfekte edebilir. Ülkemizde insan sağlığına olumsuz etkisi bakımından büyük öneme sahiptir. 

B. Abortus ,  sığırlarda enfeksiyon oluşturur, fakat manda , deve , geyik, at, koyun, köpek , domuz ve insanlara da bulaşır.

 

 

BRUCLLA GRUBU MİKROORGANİZMALARIN ÇEVRE ŞARTLARINA DAYANIKLIĞI NASILDIR.

        Brucella mikroorganizmaları ; Güneş görmeyen toprakta 70 gün, Güneş ışığında 1-12 saatte 60o C  de 10 dk. , 100o  C de hemen ölürler.  Çeşme suyunda 4-8 C de birkaç ay , 0 C de 2,5 yıl , dondurulmuş dokularda birkaç yıl, nemli toprakta 60 gün ve 20 C de % 40 nemli ortamda 144 gün  canlı kalabilirler. İdrarda 30 gün , atık fötuslarda en az 75 gün ve uterus akıntılarında 200 günden fazla canlı kalabilir. Enfekte dışkı materyali bulaşık altıkta 56-61  C lerde 4.5 saatte tahrip olur. Çiğ sütten yapılan tuzsuz krema yağında buzdolabında 142 gün, % 10 tuz içeren salamura peynirde  45 gün, % 17 tuz içeren peynirde ise 1 ay canlı kalır. Etin normal dinlendirilmesi süresince oluşan pH değişikliği ( asitlik) ette bulunabilecek Brucella mikroorganizmalarını öldürmeye yeterlidir. ( Pastörizasyon ısısında ( 63-65 C 30 dakika, 72-75 C 15-20 saniye ) 15-20 dakikada hemen ölür.

 

BRUCELLOZİS  BULAŞMASI .

 

        Hayvanlara genellikle enfekte hayvanlarda doğrudan temas yoluyla  veya enfekte hayvanların akıntılarıyla bulaşır. Enfekte boğa ve koçların semenlerinde de etken bulunur ve çiftleşme ile bulaşma olur ayrıca enfekte annelerden yavrularına anne karnında veya doğum sonrası enfekte ağız sütü yada enfekte diğer hayvanların sütü ile beslenme sonucu bulaşma görülebilir. 

        Brucalla etkeni sindirim sistemi , deri ve mukozzal yüzeylerden vücuda giren mikroorganizmalar lenf kanalları yoluyla en yakın lenf yumrusuna ulaşarak orada çoğalırlar.  Daha sonra kan yoluyla bütün vücuda yayılırlar. Bakteriyemi olarak atlandırılan bu geçici devreden sonra etkenler özellikle gebe uterus , memeler, testisler, lenfoid doku ve organlar ( Lenf yumruları, karaciğer ve dalak gibi )  ile  daha az olarak eklemler, tendo kılıfları ve bursalara yerleşir. 

        İnkibasyon süresi iki hafta ile bir yıldır. Görülen ilk belirti abortuz olduğunda, minimum inkibasyon süresi yaklaşık otuz gündür. Genel olarak atık yapmayan enfekte hayvanlar enfeksiyondan sonra 30-60 gün içinde teşhis testlerinde pozitif reaksiyon oluşturur.  Enfeksiyonu duyarlılık ve hastalığın belirtileri yaş, cinsiyet, ırk, gebelik durumu hayvanın bağışıklık durumu alınan bakterinin miktarı, türü ve virülensine göre değişiklik gösterir.

 

HASTALIĞIN HAYVANLARDAKİ  BELİRTİLERİ

 

        Sığırlarda ; Dişi hayvanlarda başlıca belirti yavru atmadır.  Genellikle yavru atma gebeliğin 5-7 ci aylarında görülür. Yavru zarlarının atılmaması , uterus iltihaplanması  ( metritis )ve buna bağlı olarak kısırlık, süt veriminde azalma ve mastitis,  bazı hayvanlarda bacak eklemlerinde yangı ve şişkinlikler,  erkek hayvanlarda testislerde şişlikler görülebilir. Enfekte bir anadan  doğan buzağılar aşılansalar dahi  gizli enfeksiyon devam edebileceğinden damızlıkta kullanılmamalıdır. İneklerde meme ve meme lenf  yumruların da  kalıcı enfeksiyon nedeniyle enfekte hayvanlar yaşamları boyunca sütle zaman zaman mikroorganizma çıkarır ve insanlar için risk oluştururlar.  Abortu takiben etkenler uteruz akıntıları ile 15 gün süre ile atılırlar. Bu mikroorganizma atımı da  2-3 ay sonra temizlenir. 

        Koyun ve Keçilerde ; Bu hayvanlarda başlıca belirti yavru atmaktadır. Abortus genellikle gebeliğin son iki ayında görülür . Keçiler enfeksiyona daha duyarlıdır.  Keçilerde uterusdan  enfekte sıvı atılımı koyunlara oranla  daha çok ve uzun sürer ( 2-3 ay ) koyunlarda bu olay 3 haftadır. Atık yapan koyunlar genel olarak sütle mikroorganizmaları çıkarırlar ancak nadiren sütle 140-180 güne kadar atım tespit edilmiştir.  Keçilerde kalıcı enfeksiyon görülebilir bu durumda mikroorganizma sütle en az 2 laktasyon , belki daha uzun süre atabilir.

 

HASTALIĞIN TEŞHİS EDİLMESİ :

 

        Hastalığın teşhisi ancak laboratuvar testleri ile olur. Laboratuvara atık yavru, yavru  zarları, süt örnekleri, kan serumu, vaginal sıvablar uygun şartlarda gönderilir.

Hayvanlarda Brucellozis Tedavisinde  Çok başarı sonuçlar alınamamıştır. Uzun süreli kombina antibiyotik tedavisi yapılsa bile her zaman başarılı olmaz. Hem ekonomik olmaması hem de taşıcılığın önlenememesi nedeni ile hayvanlarda   tedavi önerilmez. Ancak korunma tedbirleri ile  hastalıkla mücadele edilir.

 

HAYVANLAR BRUCELLOZİSTEN  KORUNMASI

 

        Brucellozisin kontrolu genel hijyenik tedbirlerin uygulanması, karantina , enfekte hayvanların sürüden çıkarılması (  kesim ) ve aşılama yöntemleri ile olmaktadır. 

-Yavru atan hayvanların tüm atıkları ile bu atıkların temas ettiği yem ve altlıklar ya derine gömülerek üzerine yanmamış kireç dökülmeli veya yakılarak imha edilmelidir. 

- Ahır ve ağıllarda dezenfeksiyon yapılmalıdır

- Sürüye veya işletmeye yeni hayvan satın alındığında test yaptırılmalı. Ve bunlar diğer hayvanlardan ayrı tutularak 30-60 gün sonra test yaptırıldıktan sonra diğer hayvanların yanına koyulmalıdır. 

- Ergin S – 19 aşıyla aşılana dişi sığırların aşılama tarihinden 6 ay sonra, genç  S-19 aşısı ile aşılanmış 4-8 aylık dişi danaların aşılama tarihinden  12 ay sonra serolojik  muayene sonuçları güvenilir olmaktadır. 

- Hayvan satın alınacağında Brucellozis bulunmayan sürüler tercih edilmeli.

- Brucellozis tespit edilen  hayvanlar satılmamalıdır. 

- Bütün atık vakaları zaman geçirilmeden Bakanlık İl ve İlçe Müdürlüklerine veya bir Veteriner Hekime  bildirilmelidir.

- Hayvanlar Brucellozise karşı aşılatılmalıdır.

- Sürüye yeni katılan hayvanlarında aşılı olmasına dikkat edilmelidir.

ÜLKEMİZDE  HAYVANLARDA BRUCELLOZİS İLE MÜCADELESİ

- 4-8 aylık dişi dana ve 3-8 aylık dişi – erkek kuzu ve oğlaklar aşılanmalıdır. 

- Sığırlarda tazminatlı olarak kesim uygulanmaktadır. 

- Brucellozise karşı aşılar Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsünde üretilmektedir.

- B. Melitensis Rew-1 aşısı 3-8 aylık dişi erkek , kuzu ve oğlaklara  1 ml. Deri altı yolla uygulanır. Yaşam boyu süren yeterli bir koruma sağlamaktadır. 

- B. Melitensis Rew-1 Ergin aşısı 8 aylıktan büyük Ergin dişi koyun ve keçilere 1 ml. Deri altı yolla uygulanır . Erkek hayvanlara uygulanmaz. 12 ay ara ile 2 defa uygulanır. Gebe dönemine bakılmaksızın  tüm  ergin dişi hayvanlar hemen aşılanır.

- B. Abortus S- 19 aşısı 4-8 aylık dişi danalara 4 ml. Deri altı yolla uygulanır. Ergin hayvanlarda abort yapar ve sütle atılır. En az 7 yıl koruma sağlar. 

- B. Abortus S- 19  Ergin aşısı 8 aylıktan büyük dişi sığırlara 1  ml. Dere altı yolla uygulanır.

 

BRUCELLOZİSİN  İNSANLARA BULAŞMASI

 

        En yaygın bulaşma yolu mikroorganizma ile bulaşık çiğ süt ve süt ürünlerinin ( peynir, kreme, tere yağ, dondurma vs.) tüketilmesidir. Ülkemizde koyun- keçi sütlerinden yapılan peynirler genellikle hiçbir ısıtma işlemi uygulanmadan yapılmakta ve insanlar için risk taşımaktadır.

        Enfekte hayvanlar,hayvan karkasları ,atık yavru ve atık yapan hayvanların genuital akıntıları, idrar ve dışkıları ile doğrudan temas ile bulaşma olabilir. Doğrudan temasta sindirim sistemi ile bulaşma ön planda olmakla birlikte hasarlı deriden ve solunum yoluyla bulaşmada söz konusudur.  İnsandan insana doğrudan bulaşma son derece azdır. Nadiren süt veren annelerden  bebeklerine ve seksüel yolla bulaşmanın olduğu bildirilmiştir. Et ile çok nadir bir bulaşma olabilir normal pişirme ısısında ölürler. Özellikle karaciğer, dalak gibi organların iyi pişirilmeden tüketilmesi ile bulaşma olur.

 

İNSANLARDA BRUCELLOZİS BELİRTİLERİ

 

        Hastalığın inkübasyon süresi 1-3 haftadır.  Bazen bir  kaç aya kadar  uzayabilir. Hafif ve şiddetli düzeyde, aniden veya yavaş gelişerek belirtiler ortaya çıkabilir. Hastalarda sürekli, aralıklı veya düzensiz bir ateş , terleme , kas ve iskelet sisteminde olan belirgin etkisinin sonucu olarak yorgunluk , dermansızlık görülür.  En çok etkilenen eklemler kalça, diz ve dirseklerdir. Ayrıca mide- barsak, akciğerler,  kan yapan organlar , cilt ve nadiren de kalp – damar sistemi ve beyin ( menenjit ) etkilenir. Erkek hastalarda testis de  akut orşit oluşur hastalığın süresi birkaç haftadan birkaç aya kadar uzayabilir. Hastalığın teşhisi laboratuvar testleri ile tespit edilir.  Antibiyotlar  Brucella mikroorganizmalarına karşı etkilidir. Fakat hastalığın tedavisi güç olabilir. İnsan insana bulaşma çok enderdir.

 

İNSANLARDA BRUCELLOZİSİN ÖNLENMESİ

 

        Pastörize olmamış veya iyice kaynatılmamış süt  ve süt ürünleri tüketilmemelidir. Hayvan yetiştiricileri yavru atan hayvanların tüm atıkları ile temas etmemelidir. 

 

 

 

 

                                                                                                                                           SAYFA BAŞI

ANHRAK ( ŞARBON )

 

        Sporlu bir basil olan B.antracis tarafından oluşturulan , septisemik , akut enfeksiyöz bir hastalıktır. Hastalık en fazla sığır, koyun , keçi, manda, deve ve  geyik  de görülür. Az olarak da at ve köpekte görülür. Ölen hayvanların vücudunda spor oluşmaz. Doğal deliklerden gelen ve hayvan otopsi yapıldığında çevreye yayılan bakteriler spor oluşturur ve çevreye yayılır. Sporlar çok dirençlidir doğada 50-60 yıl canlı kalırlar. Bulaşma üç şekilde olur :

1- Sindirim sistemi ile bulaşma : Ağız yoluyla alınan gıdalarla bulaşma olur.

2- Solunum yoluyla bulaşma    : İnsanlar kıl yapağı işlerken solunum yoluyla sporları alırlar.

3- Deri yoluyla bulaşma       : Deriden oluşan sıyrık, kesik ve çiziklerden bulaşarak deri şarbonuna neden olur.

 

 

 

 

 

TENYALAR

 

        Cysticerkus Cellulosa :   Olgunları tenya solium insanların ince barsakların da yaşar . Gelişmesinde ara konakçı domuzlardır. İnsanlar domuz eti yediklerinde paraziti alırlar. 

        Cysticerkus Boğvis       :     Olgunların tenya saginata insanların ince barsaklarında yaşar. Halk arasında abdes bozan şeridi olarak anılır. Larvaları sığırlarda görülür.  Sığırlar insan dışkısıyla bulaşmış meralarda otlamakla enfekte olurlar. Sığırların ince barsaklarında serbest kalan parazit larvaları dolaşım sistemine geçerek burdan da çizgili kaslara yerleşir.  

 

 

 

 

 

 

TRİCHİNOSİS

 

        Trichinosis insan ve diğer memelilerde Trichinella cinsi nematod parazitlerin neden olduğu bir hastalıktır. Asıl yaygın tür Trichinella spiralis olmakla birlikte bundan başka 4 tür daha vardır. Bunlar; Trichinella pseudospiralis (memeli ve kuşlarda), T. nativa (kutup ayılarında), T. nelsoni (yırtıcı hayvan ve leş yiyicilerde), T. britovi (Avrupa ve G. Asya’daki karnivorlarda) dir. Trichinosis dünyanın hemen hemen her bölgesinde görülmekle birlikte en çok  Avrupa ve ABD’de yaygındır.

 

 

        İnsan bu parazit için hem son hem de arakonakçı görevi yapar. Parazit çok çeşitli konakçılarda bulunmasına rağmen insan enfeksiyonlarında asıl kaynak domuzlardır. Kaslarında Trichinella spiralis larvası taşıyan domuz etlerinin çiğ veya az pişmiş olarak yenmesi ile insanlar enfekte olurlar.

 

 

        Trichinosis’in epidemiyolojisinde başlıca aracı farelerdir. Bu hayvanlar hem birbirlerini hem de leşleri yemek suretiyle enfeksiyonu kolonilerinde sınırsız olarak devam ettirirler. Domuzlar; enfekte fareleri, diğer enfekte hayvanları ve hatta Trichinella spiralis larvası taşıyan domuz artıklarını yemek suretiyle enfekte olabilirler.

 

 

        Trichinosis evcil hayvanlarda genellikle hafif seyreder ve klinik belirtiye yol açmaz. Ağır enfeksiyonlarda erişkin parazitlerin sebep olduğu enteritis görülür. Kaslara yerleşen larvalar ise akut myositis, ateş ve eozinofiliye yol açarlar. Mezbahalarda et kontrolleri sırasında direkt trişineskopi ile yoklama ve sindirim teknikleri ile tanı konabilir. Canlı hayvanlarda serolojik tanı yöntemlerinden ELISA metodu uygulanabilmektedir. Bu yöntemle 100 gr et parçasında 1 adet larva dahi tespit edilebilmektedir.

 

 

        İnsanlarda hafif enfeksiyonlarda (gramında 10 veya daha az larva bulunan et tüketildiğinde) çok fazla belirti görülmez. Ancak ağır enfeksiyonlarda (gramında 50-100 larva bulunan et tüketildiğinde) 1-2 gün içerisinde semptomlar görülmeye başlanır. Larva bulunan domuz etinin çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmesi ile ishal, karın bölgesinde ağrı, kusma, ateş görülebilir. Enfeksiyondan 1 hafta sonra larvaların kaslara göçmesi ile ateş, göz kapaklarında ve yüzde ödem, konjunktivit, kaslarda ağrı ve halsizlik görülür. Kalp, akciğer ve merkezi sinir sistemi etkilendiğinde daha önemli belirtiler gözlenmektedir.

 

 

        Enfeksiyonun tanısı insanlarda öncelikle klinik belirtilere bakılarak ve laboratuvar bulguları ile konur. İkinci haftanın sonundan itibaren hastada eozinofilik lökositoz görülür. Ayrıca tanıda mikroskobik ve serolojik yöntemlerden de faydalanılır. Bu amaçla 3. haftadan itibaren kas biyopsisi gibi yöntemler kullanılabilir. Hastanın deltoid ve gastrocnemius kaslarından biyopsi ile alınan 1 gram kadar kas parçasının iki lam arasında sıkıştırılması ile mikroskopta larvalar veya daha eskimiş olgularda kalsifiye kistler görülebilir. Hastalığın 3-5. haftalarından sonra hastadan alınan kan serumlarında Enzim Immunoassay, Indirekt hemaglutinasyon, Komplement fikzasyon, Indirekt flouresan antikor, Bentonit flokulasyon test gibi  serolojik metotlarla antikorlar tespit edilebilmekte ve hastalar birkaç yıl seropozitif olarak kalabilmektedir.

 

 

        Hastalıktan korunmak için domuz yetiştiriciliği ve yabani domuz avı kontrol altına alınmalı, domuz ahırlarında farelerle mücadele edilmeli, domuzlara beslenmesi amacıyla çiğ et verilmemelidir. İnsan enfeksiyonlarının önlenebilmesi için mezbahada domuz karkasları iyice muayene edilmeli, domuz etleri pişirilmeden önce küçük parçalara ayrılmalı ve etin iç ısısı 77oC’a ulaşacak şekilde iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir. Domuz etleri olası larvaların öldürülmesi  için -15 oC’da 20 gün veya -32 oC’da 24 saat tutulmalıdır. Tuzlanmış, kurutulmuş, tütsülenmiş ve mikrodalga fırında pişirilmiş domuz etlerinde ise larvaların tam olarak ölmediği tespit edilmiştir.

        Tedavi amacıyla hayvanlarda tiabendazol, mebendazol ve febantel önerilir. İnsan enfeksiyonlarında ise mebendazol (hem ergin parazitlere hem de larvalara etkili) ve tiabendazol (sadece ergin parazitlere etkili) önerilir. Ayrıca steroidler de yardımcı tedavi için kullanılabilir.

(Dr.F.Çiğdem PİŞKİN

Veteriner Merkez Kontrol ve Araştırma Enstitüsü 

ETLİK-ANKARA)

 

 

 

 

 

                                                                                                                                           SAYFA BAŞI

B.S.E. ( DELİ DANA HASTALIĞI)

 

        Sığırların ve insanların santral sinir sistemine yerleşen yavaş seyirli, öldürücü ve nöro dejenatif bir hastalıktır.  Hastalık ilk defa 1986 dan İngiltere de görülmüş, sığırların beyinlerinin süngerimsi bir görünüm alması ile tanınmıştır. İngiltere dışında, Belçıka , Danimarka, Fransa , Almanya , İrlanda , Hollanda, Portekiz , Lüksenburg  ve İspanya olmak üzere çoğu Avrupa ülkesinde görülmüştür. İnsanlara bulaşma sığır sakatatları ve sığır eti yenmesi ile  olur.  Etken ısıya karşı çok dayanıklıdır. Hayvanlarda belirtiler davranış ve huy değişikliği , sinirlilik gözlenir. Yaklaşıldığında hemen reaksiyon gösterir. Yürüyüş  bozuklukları ve arka  bacaklardan tutukluk görülür.

 

 

 

 

KİSTHİDATİK

 

        Etken E. Granulozis dir, olgunları kedi, köpek, kurt, gibi et yiyen hayvanların ince bağırsaklarında yaşar. İnsanlar parazitleri çevreye yayılan parazit yumurtalarından alırlar ve hidatikkist hastalığına yakalanırlar. İnsanların inci bağırsaklarında serbest kalan larvalar dolaşım sistemine bulaşır ve çeşitli organlarında  kist hidatitler görülür.  Pişmemiş sebzeler ( marul, kıvırcık, yeşillikler) insanlar için iyi yıkanmadığı zaman  bu hastalığa karşı tehlike oluşturur. Bulaşmanın önlenmesi için kistli sakatatların ve etlerin çevreye atılmaması ve kedi ve köpekler tarafından yenmesi önlenmelidir. 

 

 

 

KUDUZ HASTALIĞI*

 

        Dünyanın bir çok ülkesinde gözlenen önemli viral bir hastalıktır. İngiltere ve iskandinav ülkelerinde eradike edilmiştir. Avusturalya ve Yeni Zellanda´da (ada oldukları için) hiç gözlenmemiştir. Hastalığın yayılmasında yabani hayvanlar rol oynadığı için kuduzun eradikasyonu çok zordur. Tilki, kurt, çakal, sırtlan gibi yabani hayvanların ısırmasıyla virüs köpeklere bulaşır. Virüs taşıyıcısı vampir yarasalardır. Bu yarasalar kuduza yakalanmaksızın etkeni taşır ve diğer hayvanları ısırarak virüsü onlara bulaştırır.Vampir yarasaların yurdumuzda olmadığı bilinmektedir. Bu yarasaların Güney Amerika´da varolduğu bildirilmektedir. Enfeksiyonun oluşabilmesi için virüsün yaraya bulaşması gerekmektedir.

 

 

        Bu tür bir enfeksiyon kuduz bir köpeğin ısırması ile oluşmaktadır. Taze bir yaranın enfekte hayvanın salyası ile bulaşması daha az tehlikelidir. Virüs buradan sinir kılıfları yolu ile beyine, beyinciğe ulaşmaktadır. Ayrıca tükürük bezlerine gider. Sütte de virüs bulunabilir.

 

 

        Virüsün sokak ve fix tipi bulunmaktadır. Sokak virüsü genellikle köpeklerde bulunan tipidir.Bu virüs bünyesinde lipid ihtiva ettiğinden lipid eriticilere karşı hassastır. 1/500 oranındaki amonyum bileşikleri, %1´lik sabun solüsyonu, %45-70´lik alkol, %5-7´lik iyot solüsyonları (tentürdiyot gibi) virüsü bir dakika içinde öldürür. Ultraviole ışınına karşı hassastır. 5 dakika ultraviole ışınına maruz kalan virüs, hastalık yapma özelliğini kaybeder. Güneş ışığı kuduz virüsünü 48 saatte inaktif hale getirir.

 

 

        Değişken bir inkubasyon periyodu sonrası hastalık oluşmaktadır. Kuduz belirtilerinin ortaya çıkması, vahşi hayvan tarafından ısırılan köpekte, değişken bir süre almaktadır. Ancak, kuduz hastalığına yakalan bir köpek en çok 10 gün içinde ölmektedir. Yani, kuduz bir hayvan tarafından ısırılmış bir köpek, virüs beyne ve salyaya bulaşıncaya kadar, insan ve diğer hayvanlar için tehlikeli değildir.

 

        Kuduz virüsü, beyinde iltihabi bir lezyon yapar. Bu dönemde köpek kendisini kontrol edemez, klinik belirtiler başlar. Su içmekten korkar çünkü çene felci ve yutak felci oluşur. Bu nedenle salyalar ağızdan akar. Su içerken akciğerine kaçabilir ve boğulma tehlikesi yaşar. Işıktan çekinir, kendini kontrol edemediği için korkudan her şeye saldırır. 

        Kuduz tanısı bu bulgulara göre yapılırsa da kesin teşhis için hayvan öldükten sonra beyin, beyincik incelenir. Beyinde ganglion hücrelerinde negri cisimciği (sitoplazma) içinde görülerek kesin teşhis yapılabilir. Ayrıca fluoresan antikor tekniği, seller metodu ve fare deneyleri uygulamaları da yapılır. Semptomlar köpek gençlik hastalığı gibi hastalıklarla karıştırılabilir. Hastalığın her döneminde beyinde iltihabi durum olduğu halde negri cisimciği görülmeyebilir. Bu nedenle beyin iltihabı var ise kuduz şüpheli veya viral encephalitis deyimleri kullanılabilir. 

        Bir insanı ısıran köpek yasalar gereği (3285 sayılı yasaya bağlı yönetmeliğin 119. maddenin fıkraları) yerel yönetimlerce 14 gün müşahede altına alınmalıdır. Bu gün sonunda köpek ölmezse ve yukarıdaki belirtiler gözlenmiyorsa köpek kuduz değildir ve serbest bırakılır. Ancak her ihtimale karşı ısırılan kişi mutlaka aşıya gönderilmelidir. Bu, insan sağlığı açısından çok önemlidir ve ihmale gelmez. Aşı, en kısa süreler içinde yapılmalıdır. Köpek bu süreler içinde ölmezse aşı kesilebilir.

 

 

Kuduz kesinleşmiş veya kuduz şüpheli bir hayvan tarafından ısırılan bir insanda yapılması gerekenler: 

• Isırık yarasının beyne yakınlığı, virüsün beyne ulaşması açısından önemlidir. Yara, beyin bölgesine yakın ise en kısa sürede hekime başvurulmalıdır. Diğer bölge ısırıklarında bu süre 0-36, en fazla 72 saat içinde olmalıdır. 

• Sağlam derinin yalanması önemli değildir. Ellerin derhal sabunlu su ile yıkanması gereklidir. 

• Elde yara varsa derhal sabun ile temizlenmelidir. 

• Derin yaralara bulaşmış kuduz hayvanın salyası görülüyor ise derhal pasif bağışıklık için yara içi serum ve kas içi aşı önlemi de alınmalıdır. 

• Çıplak deride, derinin sıyrılmasıyla olan kanamalı ısırıklarda yara sabunlu su ile temizlenir, dezenfektan, tentürdiyot sürülür, serum ve aşı programı uygulanır. 

Kuduz hakkında önemli bilgiler:

1. Köpekler kuduz virüsünün taşıyıcısı değildir. Köpek, bir kuduz hayvan tarafından ısırıldığı zaman kuduza yakalanır. Eğer köpek aşılı ise korunabilir. Isırılınca hemen aşısı yapılır ve yara dezenfekte edilecek olursa, köpek de müşahade altına alınırsa, kurtulabilir. 

2. Sağlam bir köpekte kuduz virüsü kesinlikle bulunmaz. 

3. Kuduz virüsü (köpek kuduz bir hayvan tarafından ısırıldıktan sonra) köpeğin beynine ulaştığı zaman beyin iltihabı gelişir. Ayrıca kuduz virüsü tükürük bezine gelirse salyada da kuduz virüsü bulunur. Bu dönemde köpek insanı ısırırsa, salya ile virüsü ısırık yerine bırakır. Kuduz köpek, ne sahibini ne de yanına yaklaşan kişileri tanır. Saldırgan olur. Köpekte kuduz hastalığının klinik belirtileri köpek gençlik hastalığı ile karıştılır. 

4. Bu nedenle her köpekte kuduz virüsü bulunur, taşıyıcıdır demek yanlıştır. 

5. Isıran köpek kuduz değilse 10 günlük müşahade sonrası serbest bırakılmalıdır, ve ısırılan insana yapılan aşı kesilmelidir. Çünkü kuduza yakalanmış bir köpek 3 günde, en çok 10 günde ölecektir. Ölmez ise kuduz değildir. 

        Kuduz Türkiye´de her zaman vardı. 27 İkinci teşrin 1935 günlü 7 Gün Dergisinin kapak konusu: Kuduz Tehlikesi. Haberi yazan Ensari Bülent Bey, \\\\\\\"1890 yılında Şehremini Operatörü Cemil Paşa, İstanbul´da ne kadar köpek var ise Hayırsız Ada´ya sürmüş.

        O zamanki Kuduz Hastanesi Başhekimi Bakteriyolog Dr. Zekai Muammer, \\\\\\\"Bundan önceki yıllarda İstanbul´da 80.000 köpek olduğu zaman insanlarda 700 vakası vardı. 1923´ten beri 1000 aşağı düşmüyor. 1932´de 2018 kişi, 1934´te 1819 kişi kuduz için başvurmuş. Son on yılda İstanbul´da 17257 kişi tedaviye alınmış, uzaktan gelen tedaviye geç başlayan 94 kişi kudurmuştur.\\\\\\\" diyor ve ilave ediyor: \\\\\\\"Bu illetten kurtulmak için Japonya ve İngiltere ne yapmış ise biz de onu yapmalıyız.\\\\\\\" Ensari Bey, yazının sonunu köpeklere katliam ile bitirmiş. 

        Yıl 1935, yıl 2000. Katliamın olayı çözmediği ortada. Öyleyse önerilen çağdaş modelleri bugüne kadar uygulamayan sorumlular nerede?

 

        Pendik Vet. Kont. Araş. Ens. raporlarına göre (bu kurum kuduz teşhisinde en önemli ve uzman kuruluştur) 1990´da %82,

1995´te %81,

1997´de 198 şüpheli köpekte %77,

1998´de 194 şüpheli köpekte %82,

1999 şüpheli 300 köpekte %82

oranında kuduz müspet çıkmıştır. 

        Her yıl İstanbul´da ısırılan insan sayısı 20.000 dolaylarındadır. Geçtiğimiz yıllarda da kuduzdan ihmalkarlık sonucu insan ölümleri olmuştur. Sağlık Bakanlığı verilerine göre son 10 yılda 12 insan kuduzdan ölmüştür. Bu yıl da 3 ölüm olmuştur. 

Dünyada kuduz hastalığının durumu nedir?

        Kuduz, dünyanın birçok bölgesinde insanlar için tehlike olmaya devam etmektedir. Her yıl yaklaşık 80 ülkede kuduz nedeniyle 40.000´den fazla insan ölmektedir. Dört milyon kişi şüpheli ısırık nedeniyle tedavi görmektedir. Kuduz hastalığından oluşan ölümlerin çoğu Afrika´nın bazı kesimleri, Asya ve Güney Amerika´da meydana gelmektedir. Avrupa bölgesinde ise sadece Türkiye´de ölümler görülmektedir. 

        Ülkemiz gibi evcil hayvan kuduzunun tam olarak kontrol edilmediği bölgelerde, bildirilen insan kuduz vakalarının %90´ında köpeklerin sorumlu olduğu bildirilmektedir.

Evcil hayvan kuduzunun kontrol altına alındığı Kanada, Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde ise köpeklerin insan kuduzu vakalarının %5´inden sorumlu olduğu görülmüştür.

Diğer evcil hayvanlar kedi, sığır, at ve diğer çiftlik hayvanları, dünyada bildirilen diğer kuduz vakalarının %5-10´undan sorumludur.

 

        Avrupa´da 1998´de Dünya Sağlık Teşkilatı´na 2313 evcil hayvan kuduzu bildirilmiştir. Köpeklerdeki kuduz olayı Rusya Federasyonu´nda 473, Polonya´da 35, Türkiye´de 104, Macaristan´da 23, Hırvatistan´da 15, Slovak Cumhuriyeti´nde 28, Litvanya 11 vd. gibi Avrupa ülkelerinde gözlenmiştir. 1999 yılında ise Rusya 314, Türkiye 66, Polonya 18, Macaristan 12, Slovak Cumhuriyeti 13, Litvanya 3, Moldova 11 vd. şeklindedir. 

        Görüldüğü gibi daha çok, eski Doğu Bloku ülkelerinde köpek kuduzu olayları gözlenmektedir. Dünya Sağlık Teşkilatı verilerine göre bu ülkeler ile birlikte Almanya´nın da içinde bulunduğu ülkelerde vahşi hayvan kuduzu bildirilmiştir. Türkiye, vahşi hayvan kuduzu yönünde bir bildirimde bulunmamıştır. Ancak Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO), köpek kuduz olayının Avrupa ülkelerine bildirimini zorunlu kılmamaktadır. Bu durumun önemli bir faktör olduğunu düşünebiliriz. Yani gelişmiş bu ülkelerde köpek kuduzu çıkıyor olabilir (Bilhassa çoban ve kırsal alan köpeklerinde) ancak bildirilmediğini düşünebiliriz. Yani vahşi hayvan kuduzu var ise kırsal alandaki köpeklerde de olabilir. 

(*Yukarıdaki bilgiler İstanbul Veteriner Hekimler Odası tarafından sağlanmıştır.)

 

 

 

 

 

                                                                                                                                 SAYFA BAŞI

LEPTOSİPİROZİS

 

        Sarılık , anemi, septisemi ile seyreden zoonoz ve ölümle seyreden bir hastalıktır.  Etken yer yüzünde yaygın olarak bulunur. Sıcak , yağışlı, bataklık yerlerde , organik madde içeren topraklardan durgun sularda, mezbaha akıntılarının aktığı sularda uzun süre yaşar. İnsanlara bulaşma su ve besin yolu ile olur. Ayrıca hastalıktan ölen , ölmeden kesilen hayvanların iç organları ve kan teması ile kasaplar ve Veterinerlere bulaşma olur. 

 

 

 

 

 

RUAM

 

        Özellikle tek tırnaklı hayvanların hastalığıdır. Akut ve kronik seyirli, bulaşıcı zoonoz bir hastalıktır. Etken P. Mallei dir. İnsanlar hastalığın hasta hayvana temasla alırlar hayvanat bahçesindeki hayvanlar ( kedi-köpek-aslan-vs.) at eti yemekle ruam hastalığına yakalanırlar. 

        Ruam Kuzey Amerika ve batı Avrupa da eradike  edilmiştir. Ancak çoğu Avrupa Ülkeleri ile Asya da  halen görülmektedir. Ruam tazminatlı bir hastalıktır.  Korunmak için ağırda belirli zamanlarda alerjik ve serolojik testler yapılarak hastalıklı hayvanlar ayıklanmalıdır. 

 

 

 

 

 

ŞAP

 

        Eskiden beri bilinen çift tırnaklı hayvanlarda akut  seyreden ekonomik kayıplara neden olan viral ve zoonoz bir hastalıktır. 

Şap hastalığı ile mücadele pahalı ve zordur. Mücadelede sürü bağışıklığı önemlidir. Bu programlı ve çok dikkatli çalışma ile sağlanabilir. 

Şap hastalığı ile mücadele  4  şekilde olur. 

1- Aşılama 

2- Aşılama- karantina ( Türkiye de uygulanan)

3- Kesim – Karantina

4- Kesim- Aşılama

Bulaşma direk ve indirek yolla olur. Yayılma çok hızlıdır. 

 

 

 

 

 

TÜBERKÜLOZİS (VEREM)

 

        İnsan ve hayvanların iç organlarında tüberküller oluşması ile karakterize , kronik , bulaşıcı zoonoz bir hastalıktır. 

Tüberküloz üç  grupta atlandırılır :

1- İnsan tipi : M. Tüberkülozis

2- Sığır tipi  : M. Bovis

3- Kuş tipi    : M. Avium

 

Her üç tipte insan ve hayvanları hasta edebilir. 

Bulaşma : 

1- Kongenital yolla : Anadan yavruya göbek kordonu  ile geçer.

2- Sindirim yoluyla yavruların hasta memeden süt emmeleri ile mikrobu alırlar. Yada bulaşık gıdaların yenmesi ile alınır.

3- Solunum yolu ile : Havada asılı duran mikropların alınması ile olur.

4- Genital yol ile :  Daha çok testisleri tüberkülozlu olan boğaların aşımı ile bulaşma olur. 

5- Deri yolu ile bulaşma : Oldukça nadir görülen bir bulaşmadır.

 

 

                                                                                                                                  SAYFA BAŞI         

 

 

TOKSOPLASMOZİS

 

        İnsan ve tüm sıcak kanlı hayvanları enfekte eden paraziter bir hastalıktır. Olgunları kedi ve farelerin barsaklarında yaşar. 

Bulaşma : 

1- Kedi dışkılarından çıkar parazitlerin alınması ile . 

2- Kistli etlerin iyi pişmeden alınması sonucu, özellikle çiğ  köfte, sucuk , pastırma tüketen insanlarda 

3- Plasenta yolu ile yavruya geçer hayvanlarda ve insanlarda düşüklere ve sakat doğumlara neden olur. Özellikle kadınların bu hastalık yönünden iyi korunmalıdır.

 

KORUNMA :

1- Etler çiğ yada az pişmiş yenmemeli.

2- Çiğ yumurta ve süt tüketilmemeli.

3- Sahipli kediler pişmiş et ile beslenmeli. Kedilerin dışkılıma kapı her gün temizlenmeli ve kumu değiştirilmeli .

4- Su ve  sebzelerin kedi dışkısıyla kirlenmesi önlenmeli.

5- Hayvan yemlerin kedi dışkısıyla bulaşması önlenmeli.

 

 

 

 

 

LİSTERİOZİS

 

        Etken listeria monositogenes dir. Gıda maddelerinden kaynaklanan hastalıklar açısından son yıllarda önem kazanmıştır. Listeria insanlar ve hayvanlarda menenjit, abortus , septisemi, konjiktifit gibi hastalıklara yol açmaktadır. Listerialar 3-45  santıgrat derecede üreyebildiklerinden buzdolabı ısısında üreyebilen nadir  mikroorganizmalardandır. İnsanlara bulaşmada hayvansal gıdalar , meyveler ve sebzeler sorumludur.

 

 

 

 

 

MASTİTİS

 

        Mastitisli memeden elde edilen sütler içenler mastitisin başlıca etkeni olan stafilokoklar – streptokokları  ve bunların toksinlerini alarak zehirlenebilirler. Ayrıca tüberküloz mastitisli memelerden çıkan sütler de  tüberküloz hastalığına neden olur.

Hayvan Sağlığı Şube Müdürlüğü

 

 

 

KENE SITMASI HASTALIĞI (THEİLERİOSİS)

 

 İlimiz için yeni olmasına rağmen önlem alınmadığı takdirde yayılma eğilimi gösteren bir hastalıktır.

-Sığır, Manda, Koyun ve Keçilerde görülür. Tedavi edilmediği zaman %90 ölüme neden olur.

-Hastalık ilkbahar ve yaz aylarında görülür.

-Bulaşma, hayvandan hayvana değil kenelerden hayvanlara olmaktadır. Keneler hasta bir hayvanın kanını emdikten sonra sağlam hayvanı emerek hastalığı bulaştırır.

-Yerli ırklar (Doğu ve Güneydoğu hayvanları) daha dayanıklıdır. Hastalık Holstein, Simental gibi kültür ırklarında daha ağır seyreder.

-Hastalığı atlatan hayvanlar ömürleri boyunca hastalığı taşırlar ve keneler vasıtasıyla sağlam hayvanlara bulaştırırlar.

 

 

HASTALIĞI NASIL ÖNLERİZ?

-Hastalık sadece kenelerden bulaştığından bahar ve yaz aylarında kenelere karşı düzenli olarak mücadele yapılmalıdır. Banyo veya sırta dökülerek tatbik edilen ilaçlar tercih edilmelidir. Bu ilaçların etki süresi en fazla 20 gün olduğundan 20 günde bir ilaçlama devam etmelidir.

-Hastalığın aşısı mevcuttur. Bu aşı, hastalığın görüldüğü bölgelerde tatbik edilir. İsteğe bağlı bir aşı olduğu için Serbest Veteriner Hekimler tarafından uygulanır. Hastalığın bahar aylarında görülmeye başlaması nedeniyle en geç Mart ayına kadar irtibat halinde bulunduğunuz Veteriner Hekime aşı talebinde bulunmanız ve aşınızı yaptırmanız gerekmektedir.

-Hastalığın görülmesi halinde vakit kaybetmeden Veteriner Hekime başvurunuz.  

 

 

 

 

Zoonoz Hastalığı Nedir Zoonoz Nedir Zoonozun Tanımı Anlamı

 

Zoonoz hastalıklar insanlar ve hayvanların birbirine bulaştırabildikleri ve her iki gruba dahil bireylerde ortak olarak şekillenen hastalıklar diye tanımlanabilir. Dünya Sağlık örgütü; zoonoz hastalıkları, doğal koşullarda insanların ve hayvanların birbirine bulaşan hastalığı olarak tanımlamaktadır.

 

Ancak bu tanımlamadaki doğal koşullar kavramının aksine bazı hastalıkların bulaşabilmesi için bir takım özel şartların oluşması gerekmektedir ki bu da önemli bir konudur. Örneğin Kuduzun bulaşabilmesi için mutlaka ısırık, tırmalama vb. nedenlerle oluşan açık bir yara olmalıdır. Aynı durum Brucella enfeksiyonlarında da söz konusudur. Bulaşma yollarından biri olan deri yolu ile bulaşma ancak deri üzerinde çizik, çatlak gibi açık bir yaranın varlığında mümkündür.

 

Zoonoz hastalığın tanımından da anlaşıldığı gibi tek taraflı bir bulaşma değil, her iki grubunda birbirine hastalık bulaştırması söz konusudur. Bulaşmanın kaynağına göre zoonoz hastalıklar iki gruba ayrılır.

Zooantroponozlar hayvanlar ve hayvansal ürünler aracılığı ile insanlara bulaşan hastalıklar.

 

Antropozoonozlar insanlardan hayvanlara bulaşabilen hastalıklar.

Bu pratikte kullanılmayan bir gruplandırmadır ve beşeri veya veteriner hekimlikte genel olarak zoonoz hastalıklar olarak değerlendirilir.

 

İnsanlardan hayvanlara geçen hastalıklara sistiserkozları (cysticercosis) örnek olarak gösterebiliriz. Ülkemizde de sık görülen ve konakçılar aracılığı ile dolaylı yolla kedi ve köpeklerde görülebilen bu parazitin, ergin şekli olan tenialar (T.Solium) insanların ince bağırsağında yaşar ve enfekte gıdaların yenmesi ile sığırlara (T.Saginata) geçer. Kedi ve köpeklere bulaşma, çiğ etlerin veya enfekte iç organların yedirilmesi sonucu olabildiği gibi doğrudan insan atıkları ile enfekte olmuş gıdaların yenmesiyle de oluşabilir.

 

Tüm pet sahiplerinin ortak endişesi olan konu zooantroponoz karekterli hastalıklardır. Birlikte yaşadığı petlerin kendileri için oluşturabileceği riskleri bilmek her zaman insanların ilgisini çeken önemli bir konu olmuştur. Ayrıca zoonoz karakterli hastalıklardan bazıları petlerde tedavisi olmayan, sadece koruyucu aşılamalar ile önlenebilen hastalıklardır ve insanlar içinde ciddi tehlike yaratabilmektedir. Bu Gün tüm dünyada hem insan hemde hayvan sağlığı için büyük önem taşıyan Kuduz buna en iyi örnektir.

 

Zoonoz hastalıklar hangi yollarla insanlara bulaşabilir

Zoonoz hastalıkların bulaşması hastalığın etkenine bağlı olarak farklı yollarla olmaktadır. Ancak genel olarak bulaşma temas, solunum veya oral yol ile olmaktadır. Tüm bulaşma yollarında asıl olan ortak nokta etkenin taşınmasıdır. Kedi veya köpeklerin vücut atıkları (dışkı, idrar, salya, burun akıntısı) etkenlerin taşınmasında önemli bir yoldur. Bu atıklarla temas veya atıklarla bulaşık enfekte gıdaların alınması sonucu insanlara geçebileceği gibi ısırma ve tırmalama sonucu kan yolu ile de bulaşma olabilir.

 

Direk bulaşmanın yanında kedi ve köpeklerdeki etkenlerin ara konakçılar vasıtası ile insanlara indirek yolla bulaşabilmesi de mümkündür. Son yıllarda ülkemizde de sık rastlanılan ve köpeklerde ağrılı eklem hastalıkları ile karekterize Lyme hastalığını buna örnek olarak verebiliriz. Hastalığın etkeni keneler aracılığı ile köpekden köpeğe taşınabildiği gibi keneler vasıtası ile insanlara da bulaşabilmekte

Etiketler:Zoonoz hastalıklar,zoonoz hastalığı,zonoz hastalıklar,hastalığı tedavisi


Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest Addthis